Yaygın Kaygı (Kuruntu) Bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu için halk arasında kuruntu, vesvese veya evham hastalığı diyebiliriz. Kuruntu ya da tasalanma her insanın kendi kafasında oluşturduğu korku ya da kötü bir şey olacağını düşündüğü olayın gerçekleşebilme ihtimaline karşı bedeninde oluşan titreme, nefes almakta zorlanma, çarpıntı, yanma, uyuşma, kontrolü kaybedeceği hissi gibi durumları gün boyu yoğun bir şekilde yaşamasıdır.   Burada önemli olan kuruntu yaptığımız olayın ne kadar gerçekçi bir tasalanma ve ne kadar kontrol altına alınması gereken bir kuruntu olduğunu fark etmemizdir.

Hastalar kendilerinin ya da sevdiklerinin başına gelebilecek kötü şeylerin senaryolarını güvensiz ortam ve acımasız dünyada, olması ihtimal her kötü konuda sanki gelirse benim başıma mutlaka gelir diye düşünüp tüm tedbirleri almaya çalışır. Kontrol edemediğini düşündüğü her durum için ise çok yüksek bir kaygıya girer ve bu durum onu fazlasıyla yorar. Hal böyle olunca kaygının bedende oluşturduğu çarpıntı, titreme, terleme, nefes açlığı, göğüs ağrısı, uyuşma gibi yakınmalardan muzdarip olur.

Evet, tasalanmak gerçek korku ve kaygı duyulan olaylar için tedbir almamıza, savaşmamıza ya da kaçmamıza yardımcı olabilir. Bu da bizi kötü sonuçlardan koruyabilir. Fakat gerçekçi olmayan durumlar için tasalanmak günlük hayat kalitemizi bozup, işlevselliğimizi yitirmemize sebep olabilir.

Bunlara bir örnek verecek olursak diyelim ki çocuğumuz eve gelmesi gereken saati geçirdi. Biz de telefonla ulaşmaya çalıştık ve telefonu açmadı. Evet, bu kaygı için tetikleyici bir durum. Arkasından kafamızda senaryolar kurmaya başladık ve bunlar hep başına kötü bir şeyler gelebileceğine dair düşünceler. Bunu takiben bedenimizde yukarıda bahsedilen yakınmalar başladı ve biz davranış olarak koşuşturmaya, ortalığı ayaklandırmaya başladık, ta ki çocuğumuza ulaşana kadar. İşte bu zincirin bileşenleri kısır döngü gibi her zaman farklı olaylarla da günlük hayatımızı, hep kötü bir şey olacak korkusu ve kaygısı ile geçirmemize neden olacaktır.

Başka örnekler verecek olursak; işimi kaybedeceğim, işlerim yetişmeyecek, eşim kanser olacak, çocuğum sınıfta kalırsa, evime hırsız girecek, telefon bu saatte çalarsa kötü bir şey var demek, annem ölürse ben ne yaparım, ev kredisini ödeyemezsem, sınavı geçemezsem, bana bir şey olursa çocuklarıma kim bakacak gibi birçok örnek sayılabilir.

Burada en önemli şey tehlikenin abartılması ve güvenlikte olma derecesinin küçümsenmesidir. Bu otomatik yanlış düşüncesel çıkarımların sonucu oluşur. Bunlar arasında felaketselleştirme, genelleştirme, ya hep ya hiç kuralı, falcılık, ön yargı sayılabilir. Kuruntu hastalığının genelde nesnesi belli değildir. Yani kişi bu durumu içimde bir sıkıntı var, bunalıyorum, içim titriyor, hep tetikteyim sanki bir anda felaket yaşayacağım gibi tarifler.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tanı Ölçütleri(Ruhsal Hastalıkların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı 4.Baskı)

A.     En az 6 ay süreyle hemen her gün ortaya çıkan, birçok olay ya da etkinlik hakkında ( işte ya da okulda başarı gibi) aşırı anksiyete ve üzüntü (endişeli beklentiler) duyma.

B.     Kişi, üzüntüsünü kontrol etmeyi zor bulur.

C.     Anksiyete ve üzüntü, aşağıdaki altı semptomdan üçüne (ya da daha fazlasına) eşlik eder(son 6 ay boyunca hemen her zaman en azından bazı semptomlar bulunur). NOT: Çocuklarda sadece bir maddenin bulunması yeterlidir.

(1)    huzursuzluk, aşırı heyecan duyma ya da endişe

(2)    kolay yorulma

(3)    düşünceleri yoğunlaştırmada güçlük çekme ya da zihnin boşalmış gibi olması

(4)    irritabilite( gerginlik, tetikte olma)

(5)    kas gerginliği

(6)    uyku bozukluğu (uykuya dalmakta ya da sürdürmekte güçlük çekme ya da huzursuz ve dinlendirmeyen uyku)

D. Anksiyete ve üzüntü odağı, bir Eksen I bozukluğunun özellikleri ile sınırlı değildir, örn; anksiyete ya da üzüntü bir Panik Atağı olacağı (Panik Bozukluğunda olduğu gibi ), genel bir yerde utanç duyacağı (Sosyal Fobide olduğu gibi), hastalık bulaşmış olma (Obsesif-Kompulsif Bozuklukta olduğu gibi), evden ya da yakın akrabalarından uzak kalma (Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğunda olduğu gibi), kilo alma (Anoreksiya Nervozada  olduğu gibi ), birçok fizik yakınmanın olması (Somatizasyon Bozukluğunda olduğu gibi ) ya da ciddi bir hastalığının olması (Hipokondriyaziste olduğu gibi), ile ilgili değildir ve anksiyete ve üzüntü sadece Posttravmatik Stres Bozukluğu sırasında ortaya çıkmamaktadır.

E. Anksiyete, üzüntü ya da fizik yakınmalar klinik açıdan belirgin bir strese ya da toplumsal, mesleki ya da önemli diğer işlevsel alanlarda bozulmaya neden olur.

F. Bu bozukluk bir maddenin (örn; kötüye kullanılan bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun (örn; hipertiroidizm) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve sadece bir Duygudurum Bozukluğu, Psikotik bir bozukluk ya da bir Yaygın Gelişimsel Bozukluk sırasında ortaya çıkmamaktadır.
Yaygın Kaygı (Kuruntu) Bozukluğunun Tedavisi

Bu hastalıkta psikoterapi; düşüncesel yanlış çıkarımların, varsayımların, kötü senaryoların, yerleşik inançla ilgili düşüncelerinin yerine olumlu düşünceler ve senaryolar imajına etmeyi, problem odaklı olumlu başa çıkma yollarını kullanmayı, olumsuz otomatik düşünceleri yakalayıp olumluları kullanmayı, olayları gerçekçi zeminde değerlendirip korkunçlaştırmayı bırakmayı hedeflemektedir.

Düşüncesel yeniden yapılandırmada, kişi bu olayları nasıl tanımlandırdığı ve yorumlandırdığının geçerli olup olmadığını değerlendirir.

Tasalanma ile karşı karşıya gelmede bunlarla savaşmak ya da kaçmak yerine kabul ederek alışkanlık sürecine girip senaryoların gerçekleşme durumunun yersiz olduğunu görerek kaygıyı düşürmek amaçlanır. Burada en düşük kaygı doğurandan en çok olana doğru gidilir. Önlem olarak alınan davranışsal ritüelleri kırmak için bunların yerine hoşa giden etkinlikler planlanabilir. Örneğin çocuğunu okuldan her zaman alması gerektiğini düşünen ya da eşini beklerken aşırı kaygılanan ev hanımı güzel bir yemek masası organize edebilir.

Tüm kaygı bozukluklarında olduğu gibi burada da gerginlikten kaynaklı kasılmalar ve huzursuzluk için nefes ve gevşeme egzersizleri planlanır.

Yaygın kaygı bozukluğunda kullanılan ilaçlar ya tek başına ya da hekimin terapi ile birlikte ilacı kullanması ile olur. Kullanılan ilaçlar doktor kontrolünde en az 6-12 ay kullanılmalıdır. Tedavi daha uzun sürebilir ilacın tedavi bitmeden kesilmemesi ve doktor kontrolünde kesilmesi mutlaka gerekir. İlaç kullanım sırasında ki olası yan etkileri doktordan öğrenilir ve görülen yan etkiler doktorla paylaşılır.

Psikiyatrist Uzm. Dr. Zengibar ÖZARSLAN