Panik atak nedir? Neden ve nasıl oluşur?

Panik Atak Nedir?

Panik atak; beklenmedik bir anda, yineleyici şekilde, herhangi bir özgül nesne(köpek fobisi, kan fobisi, yükseklik korkusu vb.) olmadan yoğun kaygı, bunaltıya eşlik eden çarpıntı, titreme, nefes açlığı gibi birçok bedensel yakınmanın eşlik ettiği korku kuşatmasıdır.

Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Yoğun korku ve huzursuzluk duygusu ile birlikte çarpıntı, nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma, göğüs ağrısı-göğüste sıkıntı hissi, terleme, titreme ya da sarsılma, bulantı-karın ağrısı, baş dönmesi,sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma , gerçekdışılık (derealizasyon)- benliğinden ayrılmış olma hissi (depersonalizasyon) , aklını ya da kontrolünü yitirme korkusu, uyuşma ya da karıncalanma duyumları ,üşüme,ürperme, ateş basması gibi belirtiler mevcuttur. Panik atak diyebilmek için  bu belirtilerin en az 4 tanesi ya da daha fazlası bulunması gereklidir.

Panik Bozukluğu Nedir?

Panik bozukluğu tanısı için başka atakların olacağına ilişkin sürekli bir kaygı, atağın yol açabilecekleri ya da sonuçları ile ilgili olarak üzüntü duyma veya ataklarla ilişkili belirgin bir davranış değişikliği sergileme şeklindeki belirtilerden en az birinin; yineleyen, beklenmedik  panik ataklarının en az bir aylık dönem boyunca izlenmesi gerekmektedir(Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı 4. Baskısı).

Panik Bozukluğu Tarihçesi

Pan, Frigya mitolojisi‘nde kırın ve çobanların tanrısıdır. Bu tanım, Pan’ı doğa ile doğrudan ilişkili kıldığı için pastoral bir nitelik arz etse de Pan’ın bütün mitoslarda yarı keçi yarı insan suretinde tasvir edilmesi onu korkutucu bir figür haline getirmiştir. Öyle ki Pan, kırlarda aniden insanların karşısına çıkıp görüntüsüyle insanları korkuttuğu için panik sözcüğüne de ilham kaynağı olmuştur. Pan, çoban tanrısı olduğu için ürkütücü görüntüsü ile zıtlık arz edecek şekilde kaynaklarda çoğunlukla kırlarda dolaşıp flüt çalan, sevimli bir figür olarak betimlenir.

Panik bozukluğunda oluşan kaygı ve diğer sendrom özellikleri yüzyılı aşkın süredir bilinen tablodur. Da Costa 1871 yılında Amerika iç savaşı sırasında askerlerde efor bağlantısı olduğunu düşündüğü çarpıntı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile giden ve “irritable heart” adını verdiği panik atağı benzeri bir tablo tanımlamıştır.

Panik Atağı Yaşayan Bilir….

Panik atak yaşayan kişi böylesi durumu ilk yaşadığında o kadar dehşete kapılır ki onun yaşadığı korkunun kimsenin anlayamayacağı kadar zor bir durum olduğunu söyler. Evet gerçektende bazı kişilerde bu çok ağır yaşanabilir. Çünkü hem korkunun hem de bedensel yakınmaların bir arada olduğu ve sanki artarak devam eden atağın hiç bitmeyecek ve kişinin kontrol edemeyeceği, çıldıracağı ya da korktuğu şeyin başına geleceği hatta öleceği korkusu,  kaygısı pik yapar.

Panik atağın bu kadar yoğun yaşanmasına karşın tıbbi arayışlar sonrası tüm yapılan tetkiklerin iyi çıkması ve doktorunun bir şeyiniz yok psikolojik demesi hastayı belki o an rahatlatabilir. Atağın tekrarlanması ya da atağın beklentisi hastanın doktoruna güvenini zedeleyeceğinden tekrarlayan hastane başvuruları kaçınılmaz olur. Çünkü hasta yaşadığı her şeyi gerçek zeminde yaşarken sorunun kaynağının psikolojik olduğunu gerçeğe oturtamaz. Elbette hasta burada çok haklı. Çünkü panik atak beyindeki merkezlerin işleyişindeki bir değişiklikle beynin diğer organlardaki işleyişi geçici olarak etkilemesi gibi düşünülebilir.

Panik Atak Nasıl Oluşuyor?

Burada belki söylenmesi gereken bunların organlardaki bozukluklardan kaynaklı olmadığıdır. Ama kaygı, endişe ve korku uyandıran stresör faktörlerin ya da bunların olmadığı ama o an ki  hoş olamayan bedensel duyumun yarattığı kaygı daha sonraki panik atakların oluşacağı beklentisine dönüşebilir. Bu durum beyinde nörotransmitter( beyinde iletimi sağlayan yapılar) dengesizliği yaratarak, beyinden organlara giden iletinin gereği yerine getirildiği için hastada panik atakları oluşturduğu söylenebilir. Bu durumda biraz metaforlar üzerinden giderek anlatmaya çalışırsak daha iyi anlaşılabilir. Örneğin bir apartmanda yöneticinin tatbikat amaçlı yangın alarmına bastığını bu sesi duyan apartman sakinlerinin yangın çıktığı korkusu ile beyninde alarm oluştuğu ve kendini korumak için koşuşturduğunu düşünelim. Buna bağlı kalp çarpıntısı, nefes alma güçlüğü, baş dönmesi, bulantı, titreme ve terleme gibi efor sarf ettiğimizde görülen oksijen ihtiyacının karşılanması durumu yanında, kontrolü kaybedeceği çıldıracağı ve de ölüm korkusunu hissetmesi fakat yangın alarmı olduğunu anladıklarında biraz rahatladıklarını ve bedenlerinden gelen duyumların normale geldiğini yine de içlerinde biraz ürperti kaldığını hayal edebiliriz.

Panik Atağın Sebepleri Nelerdir?

Peki bunu etkileyen sebepler neler olabilir denildiğinde bir çok şey sayabiliriz. Ama bunların en çoğu stres yaratan durumlar ki bunlar önemli yaşamsal ya da travmatik olay dediğimiz boşanma, yakın akraba, aile dostu ya da arkadaş ölümü, kalp krizi geçirmiş, ya da beyin kanaması geçirmiş bir yakının olması ya da duyulması gibi durumlar sayılabilir. Genel tıbbı durum bozukluklarından troid (guatr) bozuklukları, kalp ritim bozukluğu, kalp kapakçık yetmezliği, geçirilmiş kalp ameliyatı ve birçok hastalığa ikincil panik atak gelişebilir. Genetik geçişin yüksek oranda olduğu, kadınlarda daha çok görüldüğü, alkol madde alımı gibi durumların tetiklediği bilinir. Çocukluk çağı travmaları, bastırılmış duygular ya da kendini ifade etme güçlüğü ilerleyen yıllarda etken olabilir. Depresyon, sosyal fobi, özgül fobi (kan görme, yükseklik, asansör, böcek, köpek, uçak vb. korkusu), takıntı hastalığı, kuruntu hastalığı gibi birçok psikiyatrik hastalıklarla birlikteliği bulunmaktadır.

Panik atak bunların hiçbiri olmadan gece uyandıran bir çarpıntı, nefes darlığı, boğuluyormuş hissi gibi belirtilerle beklenmedik bir anda da oluşabilir.

Panik Atak Beklentisi

Panik atağı olan insanlar gergin ve huzursuzdurlar. Hastalar bir etkinliğe başlayacağı zaman aniden son verir ya da tamamlayamaz. Panik ataklarının tetikleneceğini ve korktuğu,  kaygılandığı her neyse başına geleceğini düşünür. Öyle ki cinsel ilişki sırasında heyecanlanacağı ya da yorulacağı, kalp krizi geçireceği düşüncesine bağlı korkusu ile ilişkiye girmekten kaçınır.

Panik bozukluğunda en çok görülen durum kişinin bedenini dinlemesidir. Örneğin; acaba kalbim hızlı mı atıyor, yavaş mı atıyor, farklı mı atıyor, yetersiz mi nefes alıyorum, kolum uyuşuyor gibi, göğsüm sıkışıyor, başım ağrıyor ve sayılamayacak kadar çok çeşitlikte tüm ilgi bedene dönüyor. İşte bu kaçınılmaz panik atak tekrarlarının tetikleyici, döndürülemez belirtilerini oluşturuyor. Panik ataklar ayda birkaç defa ya da gün için de birkaç defaya kadar sıklığı artabilir. Süresi genellikle beş-on dakikada en üst seviyeye çıkar ve ortalama yarım saat de biter. Bazen bu süre bir saati bulabilir ama ataklar arası artçı deprem gibi endişeli gergin bir ruh hali olabilir. İşte bu da bardağı tekrar dolduran ve herhangi bir tetikleyici durumla bardağı taşıran ataklara dönüşür.

Agorafobili Panik Atak Nedir?

Agora kelime anlamı olarak eski yunan döneminin halka açık bir meydanda bazı kararların açıklanması için kullanılan yerlere denirmiş. Kelime bu anlamı taşısa da fobi denen bir şeyden, bir yerden aşırı kaygı duyma, korkma hali aslında kişinin panik atak belirtilerini yaşamaktan korktuğu, çıldıracağını, kontrolü kaybedeceğini, başına bir şey gelirse yardım alamayacağını düşündüğü herhangi bir ortam olabilir.

Panik atakların olacağı beklentisi bir yer, bir mekan ve bu mekanlarda bir şey olursa yardım alamayacağı korkusu kaygısı ya da kaçması zor olacağını düşündüğü bir durum varsa ve bu ortamlardan kaçmaya başlarsa buna agorafobili panik atak denir.

Metroda, uçakta, sinemada,  alışveriş merkezinde, kapalı mekanların kapıya uzak kısmında oturmada, yalnız kaldığında, uzun yola çıkacağında, köprü üstünde kaldığında, banyoda, evde tek kaldığında ve buna benzer birçok yer ve durumda olabilir. Örneğin uzun yola çıkacak kişi yolda başıma bir şey gelirse, kalp krizi geçirirsem, panik atağım olursa bana yardım edecek birini bulamam ve de hastane uzakta kalırsa, beni yetiştiremezlerse bu riski alamam der ve yola çıkmaya cesaret edemez. Aynı şekilde sinemada kapıya uzak bir yerde oturursam, yangın ya da bir izdiham olduğunda buradan çıkamam diye düşünürken bedeninden gelen duyumlar kaygısını kontrol edemeyeceği kadar arttırır ve kişi o ortamdan hemen çıkar ya da kapıya yakın bir yer tercih eder. Bundan kötüsü hiçbir zaman bunları yapamaz ve hep kaçar.

Böyle bir durumda kişi korktuğu durumla yüzleşmekten kaçar. Bu durumda yapacağı iş her neyse yapamaz ve de hayat kalitesi düşmüş, özgüvenin etkilenmiş, işlevselliğin azalmış olduğu, depresyonun da eşlik edebileceği bir hal almış olur.

PANİK ATAK VE BAŞ ETME YOLLARI

Panik atak yaşamış kişilere “Nasıl bir şey bu yaşadığınız?” diye sorulduğunda, bu deneyimlerini oldukça korkutucu sıfatlarla anlatırlar. Herkesin zaman zaman yaşayabileceği, yavaş biçimde gelişen kaygı duygusunun tersine, panik atak birkaç dakika içinde, bedensel ve düşünsel belirtilerle bir arada kendini gösterir. Bu yönüyle de, yaşayan kişiler için oldukça korkutucu bir deneyimdir. Bedensel belirtilerin başlıcaları, kalp atışlarında aşırı hızlanma, nefes almada güçlük, ellerde titreme ve uyuşma, terleme, ağızda kuruluk, mide bulantısı, bağırsak faaliyetlerinde bir artış ve baş dönmesidir. Düşünsel belirtilerin en yaygınlıkla görülenleri ise, “Kalp krizi geçiriyorum!”, “Birazdan öleceğim”, “Birazdan aklımı kaçıracağım” şeklindedir.

Panik atak yaşayan kişilerin büyük bir çoğunluğu, ilk panik atak deneyimlerinde kalp krizi geçirdiklerini sanır ve soluğu bir hastanede alır. Yapılan tetkikler sonucu, eğer kalpleriyle ilgili bir sorun bulunmazsa, doktorun bunun psikolojik kökenli bir bozukluk olabileceğini belirtmesi ile doğu teşhis konabilir.

Panik atağa ne/neler yol açar?

Panik atağın temelinde genellikle bir stres faktörü vardır. Stres, evlilik, iş değişimi gibi yaşantınızdaki olumlu değişimlerden kaynaklanabildiği gibi, sevdiğiniz birini kaybetmeniz, işinize son verilmesi gibi yaşam deneyimlerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bunların yanı sıra, ani biçimde değil de bir süreç içinde büyüyüp, gelişen ve devam eden stres ve duygusal yüklenmeler de panik atak nedeni olabilir. Panik atak, taşıyamadığınız, size bir bakıma ağır gelen duygularınızın, bedeniniz aracılığıyla dışa vurumu olarak da nitelendirilebilir.

BAŞ ETME YOLLARI

Nefes ve rahatlama egzersizleri

Birçoğumuz gündelik yaşamımızda göğsümüzden nefes alıp veririz. Oysa ki, hem zihnimize hem de vücudumuza en yararlı olan nefes diyaframımızdan yani karın boşluğumuzdan aldığımız nefestir. En azından her gün zamanımızın bir bölümünü doğru nefes alıp vermeye ayırarak, kaygı ve stresimizi azaltabilir, konsantrasyonumuzu artırabilir, hafızamızı güçlendirebilir, daha rahat uyuyabiliriz.

Panik atak nöbetinde ya kesik kesik, ya da göğüsten, çok derin olmayan nefesler alınır. Böylelikle, vücuttaki oksijen ve karbondioksit miktarında dengesizlik meydana gelir ve bu durum da bulanık görme, ellerde, ayaklarda uyuşukluk gibi belirtilere neden olur. Gördüğünüz gibi, panik ataktan kaynaklandığını düşündüğünüz belirtiler aslında doğru nefes almamanızdan kaynaklanıyor olabilir! Panik atak esnasında doğru ve derin nefes alıp vermeniz ile beraber birçok belirtinin de önüne geçebilirsiniz.

Rahatlama egzersizlerinin, diyafram nefesi, meditatif nefes, aşamalı kas rahatlatma egzersizi, görselleme gibi çeşitli türleri hakkında bilgi edinerek ve uygulamaya başlayarak, bedensel ve düşünsel olarak rahat ve sakin bir konuma geçebilirsiniz. Bu şekilde, panik atak üzerindeki kontrol duygunuz oldukça güçlenir.

Düşüncelerinizi kontrol etmeyi öğrenin

Panik atakla baş etmenin en önemli yollarından biri de panik atağa yönelik yapıcı, gerçekçi ve telkin edici düşünceler geliştirmektir. Panik atak nöbetinden korkmak sadece onu davet etmeye yarar! Bunun yerine, genel bakış açınızı “Panik atak yaşayabilirim ama korkmuyorum, çünkü nasıl kontrol edeceğimi biliyorum” şeklinde belirlerseniz, her şey daha kolaylaşır.

Şu an, yüksek bir olasılıkla “Kalbim hızla atıyorken, nefes alamazken, terlerken, bu yapıcı ve yardımcı düşünceleri nasıl zihnimden geçirebilirim?!” sorusunu soruyor olmalısınız. Bu noktada, şöyle bir zincirleme reaksiyonu hatırlatmak isterim: Vücudunuzdaki belirtilere odaklanmanız kaygı düzeyinizin artmasından başka bir işe yaramaz, kaygınız arttıkça da salgıladığınız stres hormonları ilk etaptaki belirtilerinizin daha kötüleşmesine neden olur. Bu kısır döngüyü kırmak için, bedensel belirtileri algılama şeklinizi değiştirmeli, sizi daha çok paniğe sürükleyecek düşünceler yerine, “gerçekçi” ve pozitif düşünceler koymalısınız. Panik atak yaşayacağınızı hissettiğinizde,

  • “Bu yaşadığım bir panik atak”,
  • “Bunu daha önce de yaşadım ve baş ettim”,
  • “Birazdan geçecek”,
  • “Bu bir kalp krizi değil, bana daha kötü bir şey olmayacak”,
  • “Şimdi rahatlamak için derin nefesler alacağım ve sakinleşeceğim” gibi,

gerçekçi, yapıcı ve yararlı düşünceleri zihninizde tekrarlayarak, panik atağı kontrol etmekte ustalaşabilirsiniz. Önemli olan nokta, bu baş etme biçimini yaşadığınız her panik atakta sergileyerek pekiştirmenizdir. Bu şekilde, bir süre sonra panik atakla otomatik olarak sağlıklı ve etkili baş edebilirsiniz.

Panik atakla baş etme ipuçlarından bir başkası ise kendinize en yakın arkadaşınızmış gibi davranmanızdır. En iyi arkadaşınız panik atak yaşasa ona neler söylerdiniz? Tabii ki, onun korkularını, kaygılarını alevlendirmek yerine, onu rahatlatmaya çalışırdınız, öyle değil mi? Panik yaşamaya başladığınızda, kendi kendinize, yakın arkadaşınızla konuşuyormuş gibi sakinleştirici, teskin edici bir biçimde konuşmanız oldukça etkili olabilir.

Panik atağın yaşamınıza hükmetmesine izin vermeyin

Panik ataklar sırasında yaşanılan korku bazen yaşamın çeşitli boyutlarına yansıyabilir. Örneğin, bazı kişiler, dışarıya çıkmaktan, kalabalık, büyük yerlere, mesela alışveriş merkezlerine gitmekten kaçınır, kendisini evde güvende hisseder. Bu duruma agorafobi denir. Panik atak geçirme korkusuyla bazı mekanlardan, bazı durumlardan kaçınmak faydalı bir yöntem değildir, zira bu şekilde, söz konusu durumların panik atağa yol açtığına ilişkin fikrinizi daha da güçlendirmiş olursunuz. Unutmayın ki, engellediğiniz ve uzak durduğunuz her şey panik atakla bağınızı daha da sağlamlaştırır. Bu nedenle, panik atağın yaşamınızda söz sahibi olup, sizi yönlendirmesine izin vermek yerine, normal yaşamınıza devam ederek, siz ona hükmedin!

Uzm.Psk. İlknur Yılmaz Panik Atak ve psikolojik tedaviler hakkında bilgi veriyor


Uzm.Psk. İlknur Yılmaz Meltem ile Mutlu Yaşam Programında