Milliyet Pembe Nar ekindeki “Bir Terapistin Gözüyle” isimli köşemdeki ilk yazımı aşağıda okuyabilirsiniz.

Sosyal Medya Aşkları

Yaşadığımız her dönemin kendine özgü değerleri, koşulları ve davranış biçimleri bulunuyor. Örneğin 70li yıllarda yetişkin olan birisi, günün birinde internetten alışverişin bu kadar yaygın olacağını ya da bankaya gitmeden evinden birçok işlemi yapabileceğini tahmin edebilir miydi? Büyük bir olasılıkla hayır. Akıllı telefonlar ve sosyal medyanın yükselişi paralel ilerledi ve artık sosyalleşmenin normları değişti. Yüz yüze görüşmeden ayrı olarak, mesela “facebook arkadaşlığı” gibi kavramlar ortaya çıktı. Yani yüz yüze bir temasın olmadığı bir kişiyle de birçok şey paylaşılabiliyor, ona karşı olumlu duygular hissedilebiliyor. Ben bir psikolog olarak, sosyal medyayı, dozunda kullanıldığında ve yüz yüze görüşmeleri tamamen dışarıda bırakmadığı durumlarda yararlı buluyorum. Paylaşmak, öyle ya da böyle, bize iyi gelen ve bizi yalnızlıktan koruyan bir şey. Ek olarak, bir çok konuda anında hızlı bir şekilde bilgi sahibi olmak, etkileşime geçebilme özgürlüğü de sosyal medyanın değerli yönleri.

Görüldüğü gibi, yıllara göre değişen toplumsal davranış biçimleri, ilişki kurma ve başlatma tarzımıza da kaçınılmaz olarak yansıyor. Sosyal medyanın kullanımı artık yemek yemek, su içmek kadar yaşantımızın bir parçası haline geldiyse, neden ilişkiler de bu ortamlar üzerinden başlamasın?

Artık, sosyal medya araçları adeta kişilerin bir kartviziti konumuna geldi. Facebook, twitter, instagram vb. ortamlara üye olan kişiler fiziksel görüntüsünü, tarzını, seçimlerini, değerlerini, politik görüşünü istediği gibi paylaşma şansına sahip oluyor. Yakın hissedilen kişiyle bu bilgiler ışığında görüşülmesini de doğal buluyorum. Özellikle “görüşülmesini” kelimesini vurgulamak isterim, çünkü bu şekilde tanışan kişilerin, bu görüşmeleri sağlıklı bir ilişkiye dönüştürebilmeleri için dikkat etmeleri gereken noktalar bulunuyor.

İlişkinin temelini oluşturan “güven” duygusunun gelişebilmesi için iki tarafa da önemli roller düşüyor. Bu noktada, kişilerin karakter yapıları önem taşıyor, zira herkes sosyal medyayı kendi kişilik özelliklerine uygun kullanıyor diyebiliriz. Örnek vermek gerekirse, kendisini iyi hissetmek için sürekli beğenilmeye ihtiyaç duyan bir kişi sosyal medyayı da bu amaçla kullanabilir ve bu doyumu daha yoğun yaşamak için aynı anda birden fazla kişiyle kontakta olabilir. Bir başka örnek olarak özgüven sorunları yaşayan bir kişiyi verebiliriz. Bu kişiler de kendilerini iyi hissetmek için sosyal medyada abartılmış bir kimlik yaratmaya ihtiyaç duyabilir. Yani, olmak istediği profili internet ortamında yaratır ve bu şekilde yüz yüze ortamlara kıyasla daha çok kişiyle görüşme şansı yakalar.

İnternet üzerinden sosyalleşmeyi tercih edenler, sizlere önerim, sosyal medya üzerinden tanışmayı sadece ilk adım olarak görün ve karşınızdakini tanımak için bir süre geçmesinin gerektiğini bilin. Bu süreçte size davranışlarında zamanla yakınlaşma hissedebiliyor musunuz, yoksa hep aynı yüzeysel bir seviyede mi kalıp, sosyal medyada yeni kişileri eklemeye aşırı düşkünlük mü gözlemliyorsunuz? Size odaklanmak yerine, sosyal medya odak noktasıysa, bunu onunla konuşup, çözümlemeye çalışabilir ya da ilişkinizi tekrar gözden geçirebilirsiniz.

İyi dileklerimle,

Uzman Klinik Psikolog İlknur Yılmaz Aytaç
Dönüşüm Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Ataköy/Bakırköy
Tel:02126617887
www.donusumpsikoterapi.com

Yorum bırak

Email Adresiniz yayınlanmaz. Gerekli alanlar işaretlenmiştir. *