Bir ömür boyu süren ilişkiler için..

Evliliklerde çiftlerin kendilerini birbirlerine ne kadar yakın hissettikleri ve ne kadar bağlı oldukları bir evliliğin uzun süre devam etmesindeki en önemli unsurlardır. Güçlü bir iletişim, çatışmaları yapıcı bir biçimde çözümleme becerileri, ortak paylaşımların, değerlerin varlığı, iki taraf için de tatmin edici bir duygusal yakınlığın bulunması, iyi bir evliliğin temel taşlarıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar, maddi olarak iniş-çıkış yaşamayan, çiftlerin geldikleri öz aileleriyle de olumlu ilişkilerinin olmasının da evliliklerin uzun ve mutlu bir şekilde sürmesi ile ilintili olduğunu gösteriyor.

Başarısızlıkla sonuçlanan evliliklere baktığımızda, erken yaşlarda (20li yaşların başları ya da daha erken) yapılan evliliklerin bir risk faktörü olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Erken yaşlarda fiziksel beğeni, aşk gibi kavramlara bağlı olarak evlenme kararı alınabiliyor, ki salt beğeni ve çekicilik gibi özelliklerin iyi ve uzun süreli bir evlilik için yeterli olduğunu söylemek bir hayli güç. Daha ileriki yaşlarda yapılan evliliklerde ise kişiler, kendilerinin ve bir ilişkiden beklentilerinin daha net farkında olmaları durumunda daha sağlıklı kararlar verebiliyor.

Evlilik kararı almada acele etmemek de sağlıklı bir beraberlik için önemli bir unsurdur.  Tanıştıktan kısa bir süre sonra (örneğin 4-5 ayda) evlenme kararı alan kişilerin birbirlerini henüz yeterince  tanıyamamalarından kaynaklanan sorunlar yaşamaları yüksek bir olasılıktır. Birlikte sorun yaşadıkları zaman nasıl ele alabileceklerini bilemeyen, birbirlerinin farklı yönlerini evlilik içinde yeni gören çiftler pek çok çatışmalı duyguyu bir arada yaşayabilir. Bunun sonucunda, alınan evlilik kararı da daha çok sorgulanır.

Beraberliklerde zıt kutupların birbirini çektiği epey yaygın bir yanlış inanıştır. İlk başta kişilerin kendilerinden farklı buldukları karşı cinse dönük bir ilgi ve merakları olur elbette, ancak kendilerine daha çok benzeyen kişilerle kurulan ilişkilerin daha uzun sürdüğü de bilinen bir gerçektir. Yapılan çalışmalar, ilgi alanları, değerler, kişilik özellikleri, tutum, eğitim durumu gibi faktörler açısından benzerlikler gösteren çiftlerin daha mutlu ve uzun süren beraberlikleri olduğunu göstermektedir.

İyi ve kaliteli bir iletişim başarılı bir evliliğin “olmazsa olmazı”dır. İletişim problemleri yaşayan çiftlerin bu anlamda sorun yaşamayan çiftlere kıyasla boşanma oranları daha yüksektir. Sürekli haklıyı haksızı aramak üzerine yapılan tartışmalar; yargılayıcı, eleştirel, duyguları hiçe sayan konuşma biçimi, olumsuz sıfatlarla yapılan hitaplar şüphesiz ki çiftleri birbirlerinden git gide uzaklaştıracaktır.

Bizim de psikoterapist olarak ilişki ve evlilik terapilerinde en çok üzerinde durduğumuz, odaklandığımız konulardan biri de çiftler arasındaki iletişimi geliştirmektir. Evliliklerde ufak tefek gündelik sorunların ele alınması çok gerekli olmamakla beraber, eğer belli sorunlar tekrar tekrar yaşanıyor,  ancak çözümlenemiyorsa, ya da kişiler için önem teşkil eden konular bir türlü konuşulamıyorsa, bunların açık bir şekilde konuşulup, ele alınması gerekir. Çiftlerin düştüğü en büyük yanılgı “Ben söylemeden eşim beni anlasın”  düşüncesidir. Söz konusu 20 yıllık bir beraberlik dahi olsa, partnerlerin birbirlerinin düşüncelerini, ihtiyaçlarını, isteklerini otomatik olarak bilmesi beklenmemelidir. Yetersiz bir iletişim yanlış anlaşılmalara yol açar, bu da gereksiz çatışmalara neden olur. Bu şekilde yaşanan iletişim sorunları zaman içinde çiftlerin birbirlerinden duygusal açıdan uzaklaşmalarıyla sonuçlanır.

 

Mutlu ve uzun süreli ilişkiler kurmanız dileğiyle.. 

Uzman Psikolog İlknur Yılmaz

Yorum bırak

Email Adresiniz yayınlanmaz. Gerekli alanlar işaretlenmiştir. *